üniversite kursu ankara






lügat paralamak deyimi


 Anlaşılmaz, süslü, parlak, ağdalı, konuşma dilinde geçmeyen kelimelerle konuşmak.?Lügat paralamak hoşuna gitmeye başlamıştı.?









Son Sorgulanan Deyimler

Deyim

Anlamı

 Anlaşılmaz, süslü, parlak, ağdalı, konuşma dilinde geçmeyen kelimelerle konuşmak.?Lügat paralamak hoşuna gitmeye başlamıştı.?

o şeyi olduğundan daha küçük, önemsiz görmek, küçümsemek.

(bir çevre) içine kabul etmek, aralarına almak. örnek: Sanatçılar onu da araya aldılar.

göz alıcı renklerle donatılmış, çarpıcı renklerle süslenmiş. örnek: Köy kadınları allı pullu giyimi sever.

(1) (bir yeri) karmakarışık etmek, dağıtmak. örnek: Evin altını üstüne getirmişsiniz. (2) aramadık yer bırakmamak, her yeri aramak. örnek: İstanbul'un altını üstüne getirdik, onu bulamadık. (3) sözüyle ya da davranışıyla çevreyi birbirine düşürmek. örnek: Kadın dedikoducu, apartmanın altını üstüne getirdi.

evi mülkü bulunmayan.

daha iyi bir şey elde edeyim derken eldekini de yitirmek.

İki ya da daha çok kimsece birlikte girişilen bir işte, 'sonuç ne olursa olsun birbirimizden ayrılmayacağız' anlamında kullanılan bir söz.

Örnek: Şirketi kurduk, ortak olduk artık. Bu saatten sonra anca beraber kanca beraber.

eroin, kokain gibi toz durumunda olan uyuşturucu madde.

(1) bütünüyle denk olmak. (2) bir kimseden pek az da olsa aşağı kalmamak için çaba göstermek, örnek: O da ötekinden bir çekirdek geri kalmamak için koşturuyordu.

emek vermek, çaba göstermek.

(1) hiç acımadan, acımasızca, örnek: Eline geçse onu göz kırpmadan öldürebilirdi. (2) hiç çekinmeden, hiç duraksamadan, örnek: Onu iyi tanırım, göz kırpmadan yalan söyler.

Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2025

Sitemizin SEO çalışması Seo Uzmanı Zeze tarafından yapılmıştır.
anlaminedir.com bir nerededir.com sitesidir.